Reklam
Reklam


Roman Tadında Bir Başarı Öyküsü – Hukuk

  • 1.174 kez görüntülendi.
Roman Tadında Bir Başarı Öyküsü – Hukuk
Nereden nasıl başlayacağımı bilmiyorum ama galiba hayatımın gidişatını değiştirmem gerektiğini anladığımda başladı bu hikaye galiba. Bu arada hikayemi okurken “no easy way out” dinlemenizi tavsiye ederim.
Tarih 22.03.2014’tü galiba… Ankara etlikte çalışıyorum. Çok heyecanlıyım. Ertesi gün eşimi istemeye gidecektim. Bir an önce bugünü ve yarını planlamam gerekiyordu. Büyük bir iştahla yarın için izin istemek üzere patronumun yanına gittim. Kendisinden yarın kız istemeye gideceğim için izin istedim. Şöyle bir bana baktı ve “Şu işleri bir halledemedin. Bir sürü işim var benim. Gidemezsin.” dedi. Beyninden vurulmuşa dönmek nedir o an çok iyi anladım. 8 yıldır severek yaptığım işimden mesleğimden nefret ettim. Lanet ettim. Hâlbuki severek de girmiştim bu işe… Çok düşündüm… Belki de bu olay şimdiye kadar yaşadıklarımın bardağı taşıran son damlasıydı… Ve sonunda dedim ki… Bu böyle olmamalı… Bunları yaşamamalısın. Daha iyi bir hayata sahip olabilirsin. Kimsenin seni ezemediği ” hiişşştt lan halllüboo ” yerine ” ooo merhaba Halil İbrahim bey  ” modunu yaşayabileceğim daha güzel bir iş… Tabiri caizse insan gibi yaşamak… Öncelikle neler yapabileceğimi araştırdım. Daha iyi bir iş için üniversite şart gibiydi. Matematiği de sevdiğim için o tarafta yanan ışığa doğru yürüdüm. Matematiği sevdiğimi bilen eşim bana DGS’den bahsetti. Hukuk Fakültesi hep cazip ve çekici gelirdi bana ve bu yol sanki YGS’ye göre daha kestirme bir yol gibiydi hayallerime giden.
Evet evet bunu yapmalı, kendimi ispatlamalıydım. Hayata karşı “Evet bunu başardım. Allah nasip etti ve ben başardım” diye çığlık ata ata zaferimi ilan etmeliydim gözyaşları içinde…. İlk iş gidip aöf adalet kaydımı yaptırdım. Daha sonra bir yandan adalet dersleri diğer yandan Matematik ve Türkçe soru bankaları… Çalışıyorken bile aksatmazdım dersleri… Hatta arkadaşlarla bir cafeye gittiğimizde bile arada açar Matematikten soru çözerdim… Çünkü mesleği silmiştim gözümde… Ve özellikle  matematik benim kurtuluş biletim gibiydi…
Hâlihazırda yaptığım iş çok zordu ama bende kayış kopmuştu bir kere…
Ya öyle ya böyle başaracaktım, başarmalıydım, o kadar çok motive olmuştum ki kendimi savaş filmlerinin kahramanı gibi hissediyordum…
Kendim için…
Eşim için…
Aslan Oğlum için…
Bu şekilde güzel gidiyordu her şey. DGS denemelerinde güzel ve umut verici puanlar alıyordum. Adalet 1.sınıfı da bitirmiştim.
24.06.2015
Sıcak bir haziran günü artık çok sevdiğim Ankara’da değil, Diyarbakır’da çalışmam gerektiğini öğrendim. Ne yalan söyleyim her şeyin bana engel olduğunu düşünmeye başlamıştım artık… Ama hiçbir şey beni hedefimden alıkoyamazdı. Ben yola çıkmıştım bir kere… Yaşadığım tarifsiz psikolojik ve manevi olumsuzluklar neticesinde Diyarbakır’dan ücretsiz izne ayrılıp Ankara’ya dönmüştüm. Artık eşim çalışıyordu. Ben de bir yandan dershaneye gidiyor bir yandan çeşitli yollardan harçlığımı çıkarmaya çalışıyordum. Gerçekten ama gerçekten tarifi mümkün olmayan sıkıntılar peşimi bırakmıyordum. 5.000 TL maaşı elimin tersiyle itip hayallerime çevirmiştim yüzümü. Sanki yıllar sonra ilk defa kendim için bir şey istiyor gibiydim. Sağ olsunlar eşim ve ailem bana destek oluyordu. 30 yaşında ve 8 yıldır maaş alan bir erkeğin, evin reisinin canının simit çekip alamaması hem inanılmaz koyuyor hem de başarmak için beni kamçılıyordu. Gel zaman git zaman adalet 2. sınıfta 2 dersten kaldığımı öğrendim.  Dünya başıma yıkıldı. Evet tamam 3 ders sınavı vardı ama ya orda da olmazsa? Utancımdan eşimin ve oğlumun yüzüne bakamıyordum. Yoksa her şey buraya kadar mıydı?
Hayır böyle olmamalıydı. Bir çaresi bir çözümü olmalıydı.
Geceleri uyuyamıyordum. Resmen yavrusu kaybetmiş ceylanlar gibi yerimde duramıyordum. Tuhaf gelebilir ama matematik çözüp biraz rahatlıyordum.
Şimdi bunları yazarken bile o anları yaşıyor ve ağlıyorum. Ama emek olmadan yemek olmadığını ve başarıya giden yolun dikenli olduğunu biliyordum. Birkaç günlük sersemlemenin ardından tekrar başladım çalışmaya. Ama artık hayatta kalmak için rakibini öldürmesi gereken bir boksör gibi çalışıyordum hem DGS’ye hem AÖF 3 ders sınavına…
İşin gıcık tarafı 3 ders sınavı 22.07.2017 tarihinde, DGS ise 23.07.2017 tarihindeydi. Bütün bu sıkıntılar, para kazanamama, DGS, AÖF, ya başaramazsam  vs vs vs beni daha beter gaza getirmeye başladı. DGS denemelerinde Türkiye derecesi elde ediyordum. Sanki DGS bir an evvel öldürülmesi gereken lanet bir düşman gibiydi. Ders çalışmayı bıraktığım zaman oğluma bakıyordum. Belki de en saf en mükemmel başarma sebebimdi…
Aslan Oğlum benim…
Günler geçti…
Ve hayatımın maçının ilk 45 dakikası ilk yarısı başlamak üzereydi. Vermem gereken icra iflas hukuku ve damga vergisi dersleri vardı. İcraya çalışacam diye damgayı da ihmal etmiş ve kalmıştım.
Ve artık sınava girmek üzereydim. Her şey gözümün önünden geçiyordu.
Oğlum…
Eşim…
Annem…
Babam…
2 yıllık türlü cefalarla geçen sıkıntılar…
Sanki Ankara o gün sadece beni yakıyordu…
Ve ben…
Var olmaya, başardım çığlığı atmaya ilerliyordum.
Ve sınav başladı…
İnanın Soruları çözdükçe veya çözebildikçe mutluluktan ağlamaya başladım. Lanet olası duygusallığım…
Sınav bitmişti.
Kısmen rahatlamıştım. İlk yarıyı 2-0 önde kapatan ev sahibi takım rahatlığı vardı bende artık…
Asıl önemli kısma gelmişti sıra.
2017 DGS
Tüm çevremden başarı dilekleri aldığım güzel bir akşamın ardından sabah sınava gittim. Beklenen an gelmişti.
İşte karşınızda hayatımın maçı…
İşte karşınızda hayallerimin giriş kapısı…
İşte karşınızda oğlumun, eşimin, ailemin muhtemel rahat hayatının kapı anahtarı…
İşte karşınızda 2017 DGS… Tuhaf bir gerginlik ve heyecan vardı. Başa bela heyecanım. Sınav başlamış ilk birkaç matematik sorusunu yapmıştım ama ellerim… Ellerim terliyordu. Kendimi kontrol edemiyordum. Nerde o denemelerde 50 matematik 50 Türkçe yapan adam!
Hayallerim, umutlarım, beklentiler… Durun bir dakika… Parmaklarımın arasından akıp gidecek miydi yani? Bu muydu? Her şey buraya kadar mıydı? Bunca emek, sıkıntı, uğraş…
Evet kendimi biraz toparladım ama sınavdan çıkınca istediğim gibi geçmediğinin farkındaydım. Zaten istediğim gibi geçse sınav esnasında tişörtümü yırtmazdım. Sınavdan sonra bir rahatlama geldi. Artık öyle ya da böyle geçmişti. Evet hazırda mesleğim vardı ama ben bu işi başarmalıydım. “Halil şurayı kazanmış”ı duymalıydım. 06.09.2017’de sınav sonuçları açıklandığında tatildeydim ve tahmin ettiğim gibi sonuç bu olmamalıydı. 292 puan 1557 sıralama. Benden ilk 100 ilk 200 bekleniyordu. Evet savaş meydanında yara almış bir asker gibi diz çökmüştüm ama yıkılmamıştım. Çıkmadık candan ümit kesilmez düsturunca umutvari şekilde tercih yaptım. Yine stresli bir bekleme sürecinden sonra bir gün akşamüstü eşim aradı açtım ve bana Çankaya dedi ağlamaklı…
Çankaya mı?
Çankaya?
Kazandım yani
Kazandım
Kazandıııımmmmmmm
Bağıra bağıra ağlamak, önüme gelen herkese kazandım ulan başardım demek ve özellikle “La yaşın 30 olmuş Çoluk çocuk sahibi adamsın Ne gerek var laa” diyenlerin yüzüne bağırarak söylemek istiyordum.
Başarmıştım…
Belki hedefte Ankara Hukuk vardı olmamıştı ama bir ucundan yakalamıştım hedeflerimi…
Nasıl mutluydum ve nasıl ağlıyordum anlatamam…
Başka hiçbir şey veremez size BAŞARDIM’ın verdiği mutluluğu…
Gittim, kaydımı yaptırdım Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne…
Şimdi mi?
Şimdi Diyarbakır’da aslanlar gibi çalışıyorum. Hem işime… hem dersime…
Hani gözü kesmeyen, başaramayacağını düşünen birileri varsa… Ve ben umut ışığı olduysam ne mutlu bana…
UNUTMAYIN… ÖLDÜRMEYEN HER DARBE GÜÇLENDİRİR…

Sizlerde başarı öykünüzü yollamak istiyorsanız TIKLAYIN.

*Bu yazının tüm hakları Dgsli.org’a aittir. “www.dgsli.org“ biçiminde aktif bağlantı kurulabilir, açık kaynak gösterilmek kaydıyla içerik kullanılabilir. Açık kaynak göstermeden yapılan alıntılar için yasal takip yapılacaktır. ©

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Hasan diyor ki:

    Her sey iyi güzel de mobil uugulamaniz icin şu sagda facebook twitter g+ wp logolarini kaldirin igrenc bie gorunum saglamakta istenilirse çıksın yazilari kapatiyor.

BİR YORUM YAZ

ankara lazer epilasyon