Reklam
Reklam


Açıköğretimden Türkiye Birinciliğine…

  • 2.460 kez görüntülendi.
Açıköğretimden Türkiye Birinciliğine…

Açıköğretimden Türkiye Birinciliğine…

Sınava hazırlanırken buradaki kişilerin hikayelerini okur ve çabalarını gözümün önüne getirirdim. Bir gün burada kendi hikayemi yayınlayacağımı söyleseler “Hadi canım!” der ve güler geçerdim. Hayatta yetinmeyi bilenlerden oldum ben hep. Başarılı sayılabilecek bir lise hayatım vardı. En azından sınıfta hiç kalmadım ama öyle öğretmenlerin parmakla gösterdiği bir öğrenci de hiç olmadım. Küçük yaşta düşünmeden verilen kararlar bütün hayatını etkilermiş bunu biraz geç anladım.

Lise 2 de sayısal bölümü seçtim ve bu benim için büyük bir hataydı. Derslerden kalmıyordum belki ama başarılı da olamıyordum. Neticede liseden mezun olurken okul ortalamasının altında kaldım ve ortaöğretim başarı puanım ne yaparsa yapayım kaç net çıkartırsam çıkartayım sayısalın gözde mesleklerinin kapısını bana aralamıyordu. Bunu anladığımda iş işten geçmişti. Neticede hayalim olmayan bir üniversiteye gittim. Hayalim olmasa da üniversitenin bana çok şey kattığını düşünüyorum. Öncelikle gece geç saate kadar ders çalışılabileceğini üniversitede öğrendim. İnsan ömründe bir iki yılın kayıp sayılmayacağını üniversitede öğrendim. Bunun yanında üniversite, bende varolan sorgulayıcı kişilik yapısını ortaya çıkartmama yardımcı oldu. Kitap okumayı seven biriydim üniversitede daha fazla sevdim. Mezun olduğumda her insanın içinde aslında varolan ama bazılarımızın farkında olmadığı gizil gücü ben artık tanıyordum. Çalışma hayatına atıldım ve aslında değerlendirecek olsam başarılıydım da. Belki hayatta hiç olmadığım kadar kendimi başarılı hissediyordum iş hayatında.

Belirli bir zaman geçtikten sonra hayatımdaki eksikliği hissetmeye başladım bu lise 2 de kaçırdığımı düşündüğüm eşit ağırlık treniydi. Sayısalı seçtikten sonra eğer eşit ağırlık öğrencisi olsaydım kesin Hukuk okurum derdim daima. Bu yönde araştırmalarıma başladım ve dikey geçiş sınavıyla ilk defa o zaman tanıştım. Adalet bölümünden Hukuk’a geçiş yapılabileceğini öğrendim. Ama bunu öğrendiğim zaman çalıştığım yer örgün bir adalet programı kazanıp okumamam için uygun değildi. Tabi bu araştırmaları yaparken dikeygecis.org da yer alan tüm bilgileri okudum diyebilirim. Yeri gelmişken siteye teşekkürü bir borç bilirim. Sonra birgün Anadolu Üniversitesinin Açıköğretim Fakültesi bünyesinde Adalet bölümü açacağını duydum. Kalbimin o anki çarpıntısını hala hatırlıyorum

“Acaba yapabilr miyim?” diye düşünürken kayıt işlemini tamamlamıştım bile. Hem iş hem okulu bir arada yürütecektim bundan sonra. Önümde uzun bir yol vardı.

Kural 1: Dikey geçiş sınavı ile ilgili öğrendiğim ilk şey meslek yüksekteki ortalamanı olabildiğince yüksek tutmaktı . Adalet bölümü benim ruhumu bulduğum bölümdür . Dersler o kadar hoşuma gidiyordu ki çalışırken yaşadığım hazzı anlatamam. İşten yorgun argın geldiğimde adalet bölümünün kitaplarını okumak benim için adeta bir dinlenme zamanıydı. Bu şekilde birinci sınıfı başarılı şekilde tamamladım. Hiç bir dersten kalmadım ve ortalamam da 93 civarındaydı.

Kural 2: Dikey geçiş sınavı 160 soruluk sayısal mantık sözel mantık sorularından oluşan bir sınavdır. Konuyu bilmek yetmez aynı zamanda soruya tepeden bakıp hızlı görebilmek de gerekir. Bunun içinde çok soru çözmek gerekir. Ben Kural 2’yi istediğim gibi uygulayamadım çünkü hem adaletin derslerine çalışmak hem işe gitmek hem dikey geçiş sınavı soruları çözmek için yeterli zamanı bulamadım.Çünkü neredeyse beş yıldır iş dünyasındaydım ve derslerden uzaktım. Matematik ve Türkçe konusunda desteğe ihtiyacım vardı.

Sınava 4 ay kala adalet bölümünün derslerini başarıyla yürüten ama dikey geçiş sınavı hazırlığında bir türlü istediği noktada olmayan bir adaydım. Açıkçası bu halimle aklımdaki tek şey okulu bu yıl bitirip sadece sınava ertesi yıl hazırlanmaktı. Ama içim içimi de yiyordu hani. 26 yaşındaydım ve zaman aleyhime işliyordu. Sınava hazırlık sürecinde yararlanmam gereken yayınları dikeygecis.org daki deneyimli arkadaşların paylaşımlarından öğrendim. Kitaplar yardımcıdır ama yön gösterenler daima olmalıdır. Bende çözdüğüm sorularda bana yön gösteren Habip Hocam, Bekir Hocam ve İrfan Hocam’a yeri geldiği için teşekkür ederim. Benim gibi dikey geçiş sınavını bu yıl düşünmeyen sadece okuluna yoğunlaşmış bir öğrenciye cesaret verip yüreklendirip bu kadar kısa sürede bana yardımcı oldukları için.

Sınav gününe gelecek olursam sınava girerkenki psikolojim “Başaramazsan üzülme sen zaten istediğini elde ettin adalet bölümünde hukukla ilgili dersler aldın ve iki yıl da olsa mutlu olduğun bir dönem geçirdin” şeklindeydi. Korkularımı, girdiğim bunalımları bir kenara bırakmıştım. Tamamıyla sınava odaklanmıştım. Sınavdan çıktığımda üstümden bir yük kalkmış gibi değilde sanki hayatımda yeni bir dönem başlayacakmış gibi hissediyordum. Sınav sonucu açıklanınca şaşkındım. Bir iki saat ayılamadım desem yeridir Başarılı bir sınavdı ama neticenin böyle olacağını tahmin etmemiştim. Bu yıl benim yılım oldu çok mutluyum. Emeği geçenlere tekrar tekrar teşekkür ederim. Benim sınava hazırlanan arkadaşlarıma kendimce tavsiyelerim:

1) Etrafınıza duyarlı olan. Etrafınızdaki gelişmelere algılarınız açık olsun.

2) Ne bulursanız okuyun. Gazate, kitap,dergi çünkü Dgs de hızlı algılayabilmenin temel şartı bu diye düşünüyorum.

3) Hayal dünyanızı geniş tutun 26 yaşında Hukuk okumaya başlamak belki biraz çılgınca gelebilir ama hiçbir şey için geç değil.

4) Doğru kaynaklardan doğru sorular çözün. Dgs’ye yönelik sorular olsun. Zihninizi gereksiz soru tipleri ve çıkmayan konularla yormayın.

Her şey gönlünüzce olsun umarım tüm çalışanlar hak ettiklerini elde ederler.(alıntıdır)

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 3 YORUM
  1. 3rk41 diyor ki:

    Arkadaş dgs birincisimi olmuş ben mi yanlış anladım

    1. DgsliOrg DgsliOrg diyor ki:

      aynen kardeşim.

  2. bilgen diyor ki:

    26 yaş ne ki ?? … çoookk geençç…… 50 sinden 60 ından sonra okuyanlar bile var …
    VE çok tebrikler ……İstek – azim -inanç olunca oluyor işte ..

BİR YORUM YAZ

ankara lazer epilasyon